Paylaş
Hafta içinde 4 kadim dost, bir yemekte buluştu. DYP Grup Başkanvekili Turan Güven, eski Devlet Bakanı Bekir Sami Daçe, eski İçel Milletvekili İbrahim Göktepe ve DYP Teşkilat Başkan Yardımcısı, Adıyaman Milletvekili Mahmut Nedim Bilgiç. Kadim dostlukları Danışma Meclisi'ne kadar uzanır.
Yemekte gündem, milletvekili dokunulmazlığı idi. Ayrı görüşler ortaya çıktı. Göktepe ve Daçe, dokunulmazlık hazırlığında bakanlarla ilgili Meclis soruşturmasının da yer almasını savunuyor:
‘‘Belli ki ANAP bir hazırlık yapıyor. CHP, DSP ve DTP de bu eğilimde. Anayasa milletvekilliği dokunulmazlığı ile bakanların sorumluluğunu ayrı maddelerde düzenliyor. 83. madde dokunulmazlıklar, 100. madde Meclis soruşturması, yani bakanlarla ilgili. İkisini birlikte düşünmek gerekir.’’
Milletvekilliği dokunulmazlığı 1924, 61 ve 82 anayasalarında aynı. 75 yıllık bir uygulama geleneği var. Göktepe, bir noktaya dikkat çekiyor:
‘‘Dokunulmazlığın özü milletvekilini yasama çalışmalarında takviye, daha önemlisi denetim çalışmalarını rahat yapmasını temin etmektir.’’
* * *
Sıkıntının ana kaynağı burada. Bu öz zedelenirse, milletvekili Meclis çalışması da, denetimi de yapamıyor. Çünkü yürütme her zaman güçlü ve bu gücü hep kullanıyor. Göktepe, ‘‘Siyasetçiyi de korumak gerekir’’ diyor:
‘‘Siyasetçinin hasmı yani düşmanı çoktur. Sokağa atmak olmaz, çünkü çok iftiracısı vardır. Kişi değil, kurum önemlidir.’’
Haksız mı? HEP'li Orhan Doğan'ı hatırlayın. Dokunulmazlığı kaldırıldığı an, Meclis'in kapısında yaka paça alınıp götürüldü. Yapılan muamele ülkenin görüntüsüne kara çalmaydı. O, PKK destekçisi olabilir, başka suç da işlemiş olabilirdi. Bir milletvekili evine gitmeden apar topar otomobile tıkılır ve kaçırılır gibi uzaklaştırılırsa yıllarca zihinlerden çıkmaz. Siyasetçiyi bu yüzden korumak lazım. Atatürk ünlü özdeyişinde, ‘‘İcra eden, karar verenden daima güçlüdür’’ diyor. Aksayan bir yara var ve Göktepe soruyor:
‘‘İngiltere'deki gibi, Meclis'in üstünde bir Parlamento Mahkemesi düşünülemez mi? Siyasetçilerin dosyalarını inceleyip dokunulmazlığının kalkması gerekir veya gerekmez diye rapor verecek bir mahkeme. İçlerinde eski milletvekili veya ünlü hukukçular olan 3-5 kişilik bir kurul.’’
* * *
Bu kurul, 'dokunulmazlık kalksın' deyince ilgili mahkemeye sevkedilir ve iş yargıya kalır. Ancak, Bakanlar Kurulu da önemli. Yürütmeyi aksatmamak da ilk ölçü. Göktepe'nin önerisi mantıklı:
‘‘Rüşvet, irtikap, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas, resmi ihalelere fesat karıştırma, haksız mal edinme fiillerinde de Cumhuriyet Başsavcısı doğrudan dava açabilmeli.’’
Açabilmeli, çünkü bugün toplumu bu rahatsız ediyor. Açılsa toplumda herkes kendine çekidüzen verir. Göktepe, Anayasa Mahkemesi'nin bakanları yargılamasına da karşı:
‘‘Çünkü, bu mahkemenin vereceği kararda temyiz yok. Bir yere itiraz olamıyor, karar verilince herşey bitiyor. Alternatifi de var. Bu görev Yargıtay'a verilebilir. Anayasa Mahkemesi ise temyiz mercii olur. Ya da 1924'teki gibi Yüce Divan oluşur, Anayasa Mahkemesi temyiz olur.’’
Yasalar tepki üstüne düzenlenirse, tepki doğurur. Bu da böyle biline.
Paylaş