Esenboğa Havaalanı’nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı toplantıda önce heyetler arası görüşme, ardından da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile baş başa görüşme yapıldı. Suudi Arabistan’dan gelen Pompeo ile yapılan görüşmenin ilk maddesi Kaşıkçı olayı idi.
Ancak sadece Kaşıkçı konuşulmadı. Türk-Amerikan ilişkilerinin Brunson kilidinin çözülmesinin ardından kenarda bekleyen tüm sorunlu başlıkları değerlendirildi.
Bir önceki yazımda “sorunları konuşma ve konuşarak normalleşme dönemine” geçildiğini belirtmiştim.
Durum tam da bu.
Brunson ile ortaya çıkan, Türkiye’ye yönelik, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun deyimiyle “saçma sapan” yaptırımların kaldırılması için çalışma başladığı bilgisi Ankara’ya ulaşmış durumda.
Hatırlayacaksınız, ABD Hazine Bakanlığı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün ABD’deki mal varlıkları ve mal varlıklarından elde edilebilecek faiz gelirlerini dondurmuş ve ABD vatandaşlarının bakanlarla herhangi bir iş ve işlem yapmasını yasaklamıştı. Yaptırım uygulama kararı ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıkların Kontrolü bölümü tarafından alınmıştı. Şimdi bunun aynı şekilde kaldırılması bekleniyor.
Ankara, FETÖ ve PKK/PYD/YPG terör örgütleri konusundaki hassasiyet ve kararlılığını görüşmelerde bir kere daha vurguladı.
Temaslar her konuda sürecek.
Ankara’nın bakış açısı bu, ama bu bakış açısında ihtiyat da büyük bir yer tutuyor.
Anlatayım...
FETÖ ve PKK adına suç işlediği, terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım ettiği, askeri casusluk yaptığı suçlamasıyla 35 yılla yargılanan ve dava neticesinde örgüt için hiyerarşik yapıda olmamasına rağmen örgüte yardım etme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan, hakkındaki “casusluk” suçlaması düşürülen, yurtdışına çıkış yasağı ve ev hapsi cezası kaldırılan, aldığı ceza yattığı süreye sayılan rahip Brunson ülkesine döndü.
O, cezaevinde ya da evinde cezasını çekerken Türkiye-ABD ilişkileri de gerildikçe gerildi.
Mevcut sorunlar konuşulamaz oldu, üstüne bir de yeni sorunlar eklendi.
Üst düzey bir kaynağımın ifadesiyle “Ağır bir hava vardı, hiçbir sorun konuşulamıyordu”. Rahibin evine dönmesiyle Ankara’nın deyimiyle “gerilimin aşılmaya başlandığı, normalleşme döneminin ilk basamağına adım atıldığı” bir döneme girilmiş oldu.
ABD Başkanı Trump’ın, Brunson’ın evine dönmesinin ardından yaptığı açıklamalar genel çerçevede “olumlu” bulundu.
Genel çerçevede olumlu ifadesini, “
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusu ile ilgili mesajını bu kez de Isparta’dan verdi. Zamanlama çok kritik. Çünkü devletin önünde PYD/YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde kendisine özerklik verilmesi amacıyla Esad rejimiyle yürüttüğü gizli görüşmelerin içeriği var. Gizli görüşmelerde madde madde yapılan pazarlığa gelelim. Bu pazarlık ABD’nin de nasıl devrede olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
1) Suriye Petrol Bakanlığı’nın başına Kürt bir ismin getirilmesi.
2) PYD/YPG mevcut petrol gelirlerinin yüzde 25’ini rejime devredebilir, karşılığında rejim de mühendislik desteği vererek mevcut üretim kapasitesini arttırabilir.
3) Deyr Ez Zor’daki petrol kuyuları ile doğalgaz yatakları rejim ile ortak işletilebilir.
4) Rejim PYD/YPG’ye arıtılmış mazot ve benzin verir.
5) Mazot ve benzin aktarımının ABD’li bir şirket aracılığıyla yapılması.
6) Tabka Barajı’ndan örgüt kontrolündeki alanlara enerji nakil hatlarının çekilmesi.
Pazarlık sürüyor. ABD’nin silahlarla desteklediği terör örgütü Fırat’ın doğusunda enerji kaynaklarından para kazanıyor. Terör örgütünün kontrol ettiği enerji kaynaklarına gelince:
Bundan böyle her çarşamba ve cumartesi tam da bu köşede buluşuyoruz.
Yoğun ülke gündemi, Ankara kulisleri, siyasilerin görüşleri, zaman zaman insan hikâyeleri...
Yani kısacası...
Düne, bugüne göz atıp yarın(lar)a notlar düşeceğiz.
BAKANLAR KURULU’NDA AF SUNUMU
İLKESİNİ birçok kez dile getirdi...
“Devlet kendisine karşı işlenen suçlarda af yetkisini kullanabilir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan
*
Türkiye’nin gönlünde taht kursa da, sosyal medyada binlerce insan onun fotoğrafını profili yapsa da, o bir kahraman olsa da, bir kadın için hayat arkadaşı, iki çocuk için baba ve bir evin direği...
Adı Ömer Halisdemir.
42 yaşında şehit oldu.
Hepimiz onu darbe gecesi cesaretiyle tanıdık.
Başkomutan sıfatına sahip Cumhurbaşkanı, Hatay’da brifing alırken asker parkası giymişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanatçılar, gazeteciler ve sporcuların da katıldığı Oğulpınar Karakolu’ndaki programa sürpriz yaparak, kamuflajlı üniforma ile katıldı.
Sürpriz dedim çünkü haberimiz yoktu. Karakola önce biz gittik. Cumhurbaşkanı’nın konuşacağı kürsünün arkasına geçmemiz istendi. Sporcular, sanatçılar ve gazeteciler o kürsünün arkasına geçtik, beklemeye başladık. Kısa bir süre sonra kamuflajlar içinde önde Cumhurbaşkanı Erdoğan, hemen yanında Genelkurmay Başkanı geldi. İlk saniyelerde bir sessizlik ardından da “Vay, Cumhurbaşkanıymış, çok yakışmış”, “Aa kamuflaj giymiş, tam üniforma” gibi sesler yükseldi.
Edindiğim bilgiler çerçevesinde şunu söyleyebilirim...
Kamuflajlı askeri üniforma, Cumhurbaşkanı’nın “Başkomutan” sıfatı taşıması sebebiyle tercih edildi.
Diğer yandan Oğulpınar Karakolu kritik bir noktada, güneyden İdlib’e, kuzeyden Afrin’e bakıyor. Cumhurbaşkanı’nın “Başkomutan” sıfatıyla kamuflajlı üniforma ile mesaj vermesi bu sebeple de önemliydi.
ÖZEL DİKİM ASKERİ ÜNİFORMA
Birbirinden farklı lezzette yemekler, taze meyvelerden yapılan -içinde mutlaka taze meyve parçacıkları bulunan- değişik içecekler, kilo aldırmayan tatlılar...
Ankara temsilcilerinin resepsiyonlarda başlarından ayrılmadıkları çiğ köfteler, zeytin yağlı yaprak dolmaları...
Son örnek de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle verdiği öğle yemeğindeki “Atıksız Menü.”
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin mutfağındaki temel mantık, yiyeceklerin ziyan edilmemesi ve atılmaması. Ayrıca sağlıklı, kilo yapmayan gıdalardan yapılması. Mutfağın başında Seyit Başkonak var. Hem lezzetli, hem sağlıklı, hem de “atıksız mutfak” sebebiyle kendi Michelin yıldızımı onlara veriyorum.
O MUTFAĞIN SIRLARI