Bu haberden sonra biraz içimiz rahatladı.
Çünkü bu binanın İzmir’in hafızasında önemli bir yeri var.
Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü, Tevfik Rüştü Bey’i ağırlayan 130 yıllık bir yapıdan söz ediyoruz.
Gazeteci olarak ben de buraya defalarca girip çıktım.
Ve paylaşılan son fotoğraflar herkes gibi beni de çok üzmüştü.
Valilik eski Vali Konağı’nın Anıtlar Yüksek Kurulu’nun tarafından tescillendiği de belirtirken “Mülkiyeti hazine, tahsisi ise İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde olan yapının yeniden kullanılması için hazırlanan tadilat projesinde son aşamaya gelinmiştir. Yapı, restorasyon çalışmaları yapılarak kullanıma hazır hale getirilecektir” açıklamasını yaptı.
Ekonomiyi, siyaseti, hayatı hep konuşurduk ama bir konuyu daha hep gündemde tutardık.
Atatürk’ü, Çanakkale savaşını ve Binbaşı Ali Faik Bey’i...
Ali Faik Bey asker bir babanın oğluydu. Balkan Savaşları’na katıldıktan sonra vatan savunması için Çanakkale’de görev almıştı. Kardeşi Teğmen Fevzi Efendi 25 Nisan’da, kendisi de 30 Nisan’da şehit olmuştu. Şehit olduğunda üzerinde günlüğü vardı. O günlük üzerinden alındı ve Avustralya’ya götürüldü. Erdal Kabatepe yıllar sonra bu hazin hikayeyi kaleme aldı ve bir kitap çıkardı.
Ağlayarak okuduğum bu kitabı sizler için yazmıştım.
Yıllardır yazıyorum; “Borsada oynanmaz” diye...
Aksine borsada aldığınız şirkete ortak oluyorsunuz.
Bir hisse bile alsanız ortak olmanın hakkını vermeniz gerekiyor.
“Borsada oynanmaz” Murat Sağman’ın yeni kitabının da başlığı...
Sağman da; Türkiye’nin tanıdığı, bildiği, güvendiği uzmanlardan biri...
Kitap bir ayda altıncı baskısını yaptı.
Murat Sağman; yalın ve sade bir dille para piyasalarını anlatıyor.
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün bulunduğu yer Türkiye’nin dijital geleceği için bir fırsat...
Bu dünyayı, bu eko sistemi çok iyi bilen bir Rektör de var. Prof. Dr. Yusuf Baran’ı yakında takip ediyorum.
Şu bir gerçek;
İzmir; Urla ve bu bölge müthiş fırsatlar sunuyor.
Şehre hem yakın, hem de yeterince uzak...
Bilişim Vadisi, bir bilişim şehri kurulabilecek kadar da alana sahip...
Yapılaşma olmadan, sadece bilim üretilen bir üs haline gelebilir.
Yeni Çeşme projesini destekliyorum.
Nedeni de şu;
Çeşme gibi bir yer plansız büyüyeceğine, planlı ve uzun vadeli planlarla büyüsün.
Ama değişmesin...
Kimliği bozulmasın...
Yerel değerleri olduğu gibi kalsın.
O kadar güzel bir etkinlikti ki...
Hem İzmir’i, hem modern Türkiye’yi, hem kadınlarımızı anlatıyordu.
Organizasyonu yapan Sema Gür, beş kişinin gelip gelmeyeceğini bile bilmiyordu ama ortaya bütün dünyanın dilinden düşürmediği bir fikre dönüştü.
Önce İzmir’de, sonra Ege’nin diğer şehirlerinde, sonra Türkiye’nin birçok kentinde ve en sonunda dünyanın gündemine oturan bir organizasyon oldu.
Ve sonunda Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, Birleşmiş Milletler tarafından ödüllendirildi.
Sema Gür ve Pınar Pinzuti’ye Birleşmiş Milletler tarafından 2022 Dünya Bisiklet Günü Özel Ödülü verildi.
Rusya Ukrayna savaşında gördük ki; Türkiye’nin stratejik önemi öyle kağıt üstünde kalan bir konu değil.
O yüzden Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunu çok önemsiyorum.
Belki son yıllarda bu istek ve heves azalmış olabilir.
Emin olun; Avrupa Birliği de kendini sorgular vaziyette...
Ama ne olursa olsun bu yolculuk Türkiye’nin değerini daha da anlamlı hale getiriyor.
O yüzden uzaklaşmak yerine yakınlaşmayı; tam üyelik konusunu en sona bırakmayı, bu arada ev ödevlerini yapmamız gerektiğini savunuyorum.
Avrupa istediği için değil, biz demokrasimizi taçlandırmak için bunları yapmalıyız.
Birincisi Çeşme’de bir film platosu oluşturmak vardı.
Yıllardır yazdığım konuların başında geliyor.
Ege ve Akdeniz film endüstrisi için doğal bir platodur.
Ama bunu desteklemek de gerekir.
Tıpkı İtalya’nın, Fransa’nın yaptığı gibi...
Bugün Hollywood filmlerinin bazıları İtalya’daki platolarda çekiliyor.