İşte size bugün ve her gün için gündem:
Trump denilen ergen işadamıyla yıldızı barışmayan bir Türkiye, düşeceğine kesin gözüyle bakılan ama düşmeyen enflasyon, her geçen gün artan ve bir gün büyük bir patlama yapacağına inanılan dolar, kurumayan Ortadoğu bataklığı ve piyonları birbirine kırdırarak iyi pozisyonlar peşinde olan süper güçler, dayak yiyen ve hatta öldürülen kadınlarımız, işkence gören hayvanlar, yaratıcı dolandırıcılar, kazandıklarıyla geçinemeyenler, gittikçe zorlaşan hayat şartları ve tüm bunların altında ezilenler...
*
İnanmıyorsanız, her hangi bir tarihi yazın bir gazetenin internet sayfasının arşivine, sonra tarihi kapatıp birine okutturun sayfayı. Okuyanın, haberlerin güncel olduğuna inanması işten bile değil. Bir deneyin, göreceksiniz.
İnşallah, dalya ‘iki yüz’ olduğunda da buradan size hala seslenebiliyor olurum!
*
Yüz yazıdır neler değişti derseniz, yazdığım yazılara daha fazla mail, sosyal medyadan daha fazla geri bildirim gelir oldu artık.
Beğenen, beğenmeyen fikirlerini iletmek için zaman harcıyor, sağ olsunlar. Öncelikle bu müthiş!
Türk müsün kardeş?
*
Öyle kapsamlı bir konuya girdim ki, inşallah çıkarım yazının sonuna doğru...
*
Başrolünde sinsi bir dolandırıcı, karısı rolünde de ünlü bir şarkıcı. Daha ne olsun?
*
Bu senaryo Türkiye yerine Amerika’da geçseydi; artık başrolü Jack Black mi oynardı, Reza’yı daha yakışıklı, eli yüzü düzgün biri mi yaparlardı bilinmez. Kesin bir şey var, bu iş Amerikan menşeili olsa, biz bu filmi 2018’de sinemada patlamış mısır eşliğinde izlerdik!
*
Bu konuyla hiç alakası olmayan Bülent Arınç demiş ki, "Ben şundan çok eminim; bu 80 milyonluk kitlede, 80 kişi haricindeki herkes Fethullah Gülen'in belki bir dini lider olarak, belki eğitim hizmetlerinin güzelliği karşısında bir sempati beslemiş olabilir..."
SORU: Ben ve yakın çevremdeki herkes Fethullah Gülen’i ne dini lider olarak gördü, ne de eğitim hizmetlerinin güzelliği(!) karşısında sempati besledi. Bizi 47 kişi sayarsanız, Kadıköy, Beşiktaş ve Çankaya’da ikamet eden bilge insanların sayısı kaçtır?
CEVAP: Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.
*
Bir, iki resim; iki, üç satır yüzeysel bilgi. Sonra kırk iki tane daha alakasız, ayarsız, zengin bebe resmi. Kimi havuz başında, kimi özel uçağında. Galeriye tıkladıkça, konuyla bağlantı kopuyor. Biz özel uçak da görmemiş olabiliriz ama bu habere bunun için mi tıkladık ey gazete?
*
Popüler başlıklar, okuyucu avlayan olta gibi sloganlar hep aynı!
*
Gemileri yakıp giden dostlarınız oldu, tahmin edebiliyorum. Kanada, Avusturalya, Amerika, İngiltere; dört bir yana dağıldılar.
Gitmek isteyenleriniz oldu, ciddi ciddi temelli göçmeyi masaya yatıranlarınız. Çocuğun okulu olsun, geride kalacak ana – baba olsun; maddi durumlar, iş, gelecek endişesi, gurbette dımdızlak kalma korkuları olsun çakıldınız, kaldınız.
*
Kuruyacak gibi görünmeyen Ortadoğu bataklığı, her an hortlama ihtimali olan terör, ekonomik belirsizlik içinizi sıkıştırıyor.
*
Ama asla, körü körüne inanan biri olmadım. Hem de hiç bir şeye, hiç bir zaman.
Şimdilerde beş vakit namaz kılan annem ve babam, herhangi bir düşünceye bodoslama atlamamayı öğretti bana. Akıntıya kapılmamayı, durup dinlemeyi, okuyup değerlendirmeyi, karşıt fikirlere saygı duymayı öğrendim küçük yaşlardan itibaren.
*