Güncelleme Tarihi:
◊ Red Bull ile yaptığınız iş birliği kapsamında farklı bir çekim gerçekleştirdiniz. Projeden bahseder misiniz biraz?
- Red Bull’dan yerel bir enstrümanla kendi müziğimi harmanlama teklifi geldi. Çekimlerde bunu canlı olarak yapacaktım. Ben de böyle yenilikçi, güzel bir fikre “tamam” dedim. Aslında yerel enstrümanlar çalma anlamında çok iyi değilim ama dinlemeyi çok severim. Bana da güzel bir fırsat oldu aslında.
◊ Zıtlıkların buluşması oldu o zaman.
- Aynen öyle. Ben de hemen kabul ettim, ud öğrenmeye çalıştım.
◊ Hiç ud çalmamış mıydınız?
- Çalmamıştım. Bir ud edindim ve 2 hafta çalıştım. YouTube’dan videolar seyrettim. Kendi kendime çözmeye çalıştım. Çok zor bir enstrüman. Sadece enstrüman değil, komple doğu armonisi. Benim çalışmaya alışık olduğum dünyadan çok farklı. Asla “Ud çalıyorum” diyemem tabii. Elimden geldiği kadar, benim müziğimin içine yedirebildiğim kadar bir şeyler yapmaya çalıştım. Çok da keyif aldım.
◊ Bu deneyimden sonra yerel enstrümanlara karşı bir merak oluştu mu?
- Bende o merak hep var zaten. Ukulele de var evde, ney de, klarnet de. Hepsinden bir ses çıkarmaya çalışırım. Hatta Avustralya Aborjinleri’nin enstrümanı didgeridoo da üflerim mesela.
◊ Siz bir süre önce Londra’ya yerleştiniz, artık orada yaşıyorsunuz. Nasıl gidiyor orada hayat?
- Ben Zekeriyaköy yerine Londra’ya taşınmış gibi oldum. Zekeriyaköy’de otururken her yere 1.5 saatte gidebiliyordum. Oradan da 4 saatte geliyorum işte. O yüzden çok fazla bir fark olmadı benim için. Çocukların eğitimi için gittim Londra’ya. Onlar orada mutlular şu anda. Ben de sürekli gelip gidiyorum.
◊ Türkiye’de çok sık konser veriyorsunuz. Zor olmuyor mu gidip gelmek?
- Evet, her ay gelip gidiyorum. Benim için değişiklik oluyor. Hava değişimi iyi geliyor. Beni de besliyor aslında bu yer değişikliği. İnsanın ya yürürken ya da arabayla bir yere giderken bir şeyler gelir aklına. 4 saat uçaktayken de yapabileceğin hiçbir şey yok; düşünüyorsun. İyi geliyor bana.
20’NCİ YILIMA ÖZEL ALBÜM GELİYOR
◊ 20 yılı aşkın süredir sektördesiniz. Yeni albüm ne zaman çıkıyor?
- Yeni albüm için uzun zamandır uğraşıyorum. Ama gelemiyor, bitemiyor! En iyisi olmasını istiyorum. Yaptıklarımı her zaman beğenmiyorum. Şu anda 35 şarkı oldu zaten. Onların içinden eleye eleye tamamlayacağım. Yani saatlerce ufacık bir sesin detayına takılabiliyorum. O da vakit alıyor. Bir de her şeyi kendim yapıyorum. Zaten ben albümü çıkarmaktan ziyade o süreci seviyorum. Tabii kendimi mahvediyorum bunu yaparken.
◊ Albümün adı ne olacak?
- “XX” olacak, 20’nci yılı temsilen. Çıkışını nisan veya mayıs düşünüyorum.
◊ Türkiye’de bambaşka bir tarz yarattınız. Büyük bir dinleyici kitlesi oluşturabildiniz, bunu neye bağlıyorsunuz?
- İnandığın şeye pes etmeden devam etmek. Böyle olunca “Herhalde bir bildiği vardır” diyor insanlar. Çünkü sanatsal bir şeyle uğraştığında, o konuda herkesin bir fikri oluyor. Biz de en başlarda hemen kabul görmedik tabii ki. İş kaliteliyse insanlar bir noktadan sonra kabulleniyor.
“BEDÜK DİYE SANATÇI İSMİ Mİ OLUR” DİYORLAR
◊ Bu zamana kadar aldığınız en enteresan eleştiri ne oldu?
- “Bedük diye sanatçı ismi mi olur?” yorumunu çok aldım. Soyadım ama yani, yapacak bir şey yok!
◊ Bu 20 yılı nasıl özetlersiniz?
- Çok çalıştığım, eğlendiğim, yükselmeli alçalmalı, heyecan dolu bir yolculuktu yani. Hâlâ da öyle devam ediyor.
◊ Sizinle ilgili “Bu müziği yurtdışında yapsa çok daha farklı bir noktada olurdu” diyenler var. Katılıyor musunuz?
- Bizde hep “dünya starı olma” hayali vardır. Ben bunun için değil, müzik yapmak için yola çıkıyorum. O yüzden bunu ben Londra’da, Amerika’da ve Türkiye’de yapabilirim. Benim için olduğum yerin hiçbir önemi yok. Türkiye’den dünyaya verdim ben bu işi. Bunu alan kişilerle aynı yola giderim. Yani benimle beraber gelenle beraber eğleniriz. Gelmiyorsa kendi kaybı.
‘BEDÜK SILK ORIENT’ GELİYOR!
◊ Kariyerinizle ilgili en büyük hayaliniz nedir?
- Ölene kadar müzik yapmaya devam etmek. 35 kişilik bir orkestrayla büyük bir iş planlıyoruz. Bedük Silk Orient adıyla konser vereceğiz. 1 yıla yakındır çalışıyoruz. Senfoni değil, bayağı Frank Sinatra 1950 gibi, güzel bir şey olacak. Mayıs ya da haziranda ilk sahnemizi planlıyoruz.