'Her bayram hayatımızda bir iz bırakıyor'

Güncelleme Tarihi:

Her bayram hayatımızda bir iz bırakıyor
Oluşturulma Tarihi: Mart 31, 2025 10:34

Müzik dünyasının sevilen seslerinden Atiye ve eşi prodüktör Erol Sebebci, kızlarıyla beraber doğa içinde, gözlerden uzak bir yaşam sürdükleri evlerinin kapılarını Kelebek’e açtı. Ünlü çiftle bayramları, birbirlerine olan aşklarını, aile yaşamlarını ve kızları Ferahfeza, Neva ve Rumi’yi konuştuk...

Haberin Devamı

Bayramlar sizin için ne anlam ifade ediyor? Unutamadığınız, hafızanızda yer edinen bayram anılarınız var mı?

- Atiye: Bayramlar benim için görünmeyeni hissettiren zamanlar... Küçük şeylerin kıymetlendiği, kalbin daha sessiz ama daha derinden konuştuğu günler. Her bayram, fark ettirmeden hayatımıza bir iz bırakıyor aslında. Bazen bir tebessümde, bazen bir elin sıcaklığında... Gelenekselliğin içindeki sadelik, bana hep çok kıymetli gelmiştir.

Yeni bir kıyafetle başlayan o sabah, evdeki telaş, çocukların heyecanı... Hepsi iç içe geçiyor ve sonunda hep hatırlanacak bir duyguya dönüşüyor. Bu nedenle bayramların her biri başka bir yerde kalıyor içimde.

Almanya’da büyüdünüz. Varlığından haberdar olmadığınız ablanızı da yıllar sonra buldunuz. Bunlar bayramlarda, geleneksel günlerde duygusal bir eksiklik hissettirdi mi size?

Haberin Devamı

- Atiye: Çocukluk, bazen bize neyin eksik olduğunu bile tam anlatmaz. Ama yıllar geçip kalabalık bir sofrada, içten bir bakışta ya da bir sarılmada insan o eksikliğin ne olduğunu fark ediyor. Almanya’da geçen çocukluk yıllarımda bayram gibi kavramlar çok uzaktı bana. Geleneklerin yaşanmadığı bir ortamda büyümek, insana neyi kaçırdığını zamanla öğretiyor.

Yıllar sonra hayatıma giren insanlar ve yaşadığım duygular, bana ailenin sadece aynı çatı altında yaşamak olmadığını gösterdi. Bazen bir hissin içini doldurmak, yıllarca adını bile bilmediğin bir boşluğu tamamlamak gibi... Geçmişten gelen her yeni bilgi, her yeni bağ, bende.

BEN EROL’LA KENDİME DÖNDÜM

Erol Bey’le tanışınca sanırım sizin için her şey değişmiştir.

- Atiye: Hayatta bazı insanlar olur. Rastlamazsın, yazılıdır. Ben Erol’a rastlamadım; oldum. Yanında bir yere varmadım, kendime döndüm. O günden sonra hayat aynı hızla akmaya devam etti belki. Ama ben başka bir dengeyle yürümeye başladım.

Onunla birlikte hayat, kelimelerden çok hissedilen bir şeye dönüştü. Her şey daha derin, daha sakin, daha yerli yerine oturmuş gibi. Bugün üç çocuğumuz var. Kalabalık bir evimiz, telaşlı sabahlarımız, uykusuz gecelerimiz... Ama hâlâ bazen gözümün içine öyle bir bakıyor ki, içimden şu geçiyor: “Demek ki aşk, gerçekten devam edebiliyormuş...”

Haberin Devamı

Her bayram hayatımızda bir iz bırakıyor

BAYRAM SABAHINA BARIŞ MANÇO’NUN “BUGÜN BAYRAM”  ŞARKISIYLA BAŞLIYORUZ

Üç kız çocuğundan sonra hayatınızda neler değişti? Evlatlarınızla bayramları nasıl geçiriyorsunuz?

- Atiye: Anne olduktan sonra bazı şeyleri yeniden yaşamıyorsunuz, ilk kez yaşıyorsunuz aslında. Ben bayramı da, anneliği de böyle tanımlıyorum. Çocukken hissedemediğim bir bayram neşesini, şimdi kendi çocuklarımın gözlerinde görüyorum. O sabah erkenden kalkıp hazırlanma heyecanı, evdeki minik koşturmalar, bir öpücüğün ardından edilen dualar...

Üç kız annesi olmak bir nevi içimdeki çocuğu da büyütmek gibi. Bayramları artık sadece yaşatmıyorum; içimde bir yerlerde ilk kez yaşıyorum sanki. Ve bu nedenle her bayram biraz daha anlamlı, biraz daha kalıcı oluyor bizim evde.

Haberin Devamı

Ailenizde bayram klasikleriniz var mı? Çocuklarınıza bayramları nasıl anlatıyorsunuz?

- Atiye: Bizde bayram biraz erken başlıyor aslında. Daha arife gününden başlıyor heyecan. Bayramlık kıyafetler hazırlanıyor, evde o tatlı telaş başlıyor.

Bayram sabahı ise bir klasikle uyanıyoruz: Barış Manço’nun “Bugün Bayram” şarkısıyla. O şarkı çaldığında evde bir neşe, bir hareketlilik başlıyor. Hatta henüz çok küçük olanlar bile sanki o havayı seziyor, yüzlerinde başka bir ifade oluyor.

Sonra geniş bir kahvaltı. Hatta sadece aile değil, neredeyse sülale boyu. Gülüşmeler, kahkahalar, bir de o klasik el öpmeler... Biz bayramı çocuklarımıza hiç “şöyle yapmalısın” diyerek anlatmıyoruz. Ne hissediyorlarsa o olsun istiyoruz. Zaten o sabahın havası, o sofranın kokusu, o gülüşmeler...

Haberin Devamı

Bayram sabahı ritüelleriniz var mı?

- Atiye: Evet ama biz onları hiç “ritüel” gibi yapmıyoruz. Dediğim gibi Barış Manço çalıyor, bayramlıklar hazırlanıyor, kahvaltı kalabalık oluyor.

Kimin ne yapacağı belli değil ama her şey olması gerektiği gibi oluyor. Hissederek yaşanan bir şey. Kuralı yok ama düzeni var. Bence en güzeli de bu.

DÖRDÜNCÜ KARDEŞ GELİR Mİ BİLMİYORUM AMA ASLA  DEMEMEYİ ÖĞRENDİK

Kızlarınız Ferahfeza, Neva ve Rumi’den bahseder misiniz biraz, nasıl çocuklar? Erol Bey çocukları çok seviyormuş, dördüncü kardeş gelir mi?

- Atiye: Üçü de hem isimleriyle, hem karakterleriyle ayrı birer dünya... Ferahfeza biraz şiir gibi, Neva su gibi, Rumi ise henüz bir bakışıyla bile herkesi susturabiliyor. Evimiz hem kalabalık hem çok sesli. Bazen kahkaha, bazen çığlık, bazen uykuya direnen minik pazarlıklar... Erol zaten yavrularımıza ayrı bir kalpten bağlı. Kızlar da babalarına. Hatta bazen ben arada kaynıyorum gibi hissediyorum! (Gülüyor) Kardeş gelir mi, bilmiyorum. Şu an üç çocukla ev bayağı tam kapasite çalışıyor diyebilirim.

Haberin Devamı

Ama hayat bu... Asla “asla” dememeyi de öğrendik. Biz şimdilik bu halimizle çok mutluyuz.

isimlerini belirlerken, duygularınızı ön planda tuttuğunuzu söyleyebilir miyiz?

- Atiye: Kesinlikle. İsim bizim için sadece bir ses değil. Bir anlamı, bir hissi, bir geçmişi, hatta bir duası olmalı diye düşünüyoruz. Kızlarımızın isimleri de kalbimize dokunan yerlerden çıktı.

Hepsi hem iç dünyamızdan bir parça, hem de hayata karşı bir dileğimiz gibi. Ferahfeza, Neva, Rumi... Hepsi birer anlam taşıyor ama biz o anlamları kitaplardan değil, içimizden aldık. Baktığımızda kulağımıza değil, kalbimize güzel gelen isimlerdi. Belki de bu yüzden her biri kendi adının ruhunu taşıyor gibi hissediyoruz.

Her bayram hayatımızda bir iz bırakıyor

BABA OLDUĞUMDA SUSTUM SÖZLERİM YETMEDİ

5 yılda üç çocuk... Bir yandan çocuk büyütürken, bir yandan kariyeri sürdürmek çok zor. Siz ne gibi zorluklar yaşadınız? Anne ve babalıkla ilgili duygularınızı da alabilir miyiz? Peş peşe gelen üç kız çocuğu hayatınızda neleri değiştirdi?

- Atiye: Ben bir şeyleri tarif etmeye çalışmıyorum. Çünkü tarif ettiğin şey, bir yere sıkışır. Üç çocuğum var, stüdyodayım, sahnedeyim, evdeyim, oradayım, buradayım... Hepsi benim. Yaşadığım şey kelimelere değil, anlara ait. O yüzden açıklamıyorum. Sadece yaşıyorum, olduğu gibi.

- Erol Sebebci: Hayat, her gün aynı şarkıyı farklı bir tonda söylemektir. Evlat... İnsana unuttuğu her şeyi hatırlatır. Ben baba olduğumda, sustum. Sözlerim yetmedi. Ama bir bakış, bir el, bir duruş... Yetti. Zaten kelimenin bittiği yerde insan başlar.

Dijital çağda geleneklerden uzaklaşılmaya başlandı. Siz karı-koca olarak bunu dengeleyebildiniz mi?

- Atiye: Biz hiçbir şeyi bilinçli olarak korumaya çalışmadık. Ne gelenek, ne modernlik...

Hayatımızda ne varsa zaten kendiliğinden duruyor. Bazı şeyler kök gibi, bazıları da rüzgâr.

Hangisi kalıyorsa, demek ki olması gereken oymuş.

- Erol Sebebci: Zaman değişir, insan değişir. Ama insanın içindeki bazı şeyler zamanla değil, yönle ilgilidir. Biz nereye döndüğümüze dikkat ediyoruz. Gerisi yolunu buluyor.

STÜDYODAN ÇIKIP MAMA ISITTIM SAHNEDEN İNİP NİNNİ SÖYLEDİM

Üç çocuk, müzik kariyerinizi nasıl etkiledi? “Çocuk da yaparım kariyer de” diyebildiniz mi?

- Atiye: Ben hiçbir şeyi “ya o, ya bu” diye görmedim. Hayat zaten bir bütün. Stüdyodan çıkıp mama ısıttığım da oldu, sahneden inip ninni söylediğim de. İkisini birden yaşadım, çünkü ikisi de bendim. Bunu ispatlamaya çalışmadım. Sadece oldum.

- Erol Sebebci: Hayat, insanı ikiye bölmez. İnsan kendini tanıyorsa, ne zaman ne yapacağını bilir. Aile de müziktir, sahne de. Biri sestir, biri sessizlik. Ve biz ikisini de aynı anda duyduk.

EROL’DAN SONRA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ KALMADI

Evlendikten sonra hayatınızda neler değişti?

- Atiye: Hayatımda çok şey oldu. Ama Erol’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi kalmadı.

Ben zaten güçlüydüm, ama onunla birlikte olunca gücümü daha sessiz taşımayı öğrendim. O beni korumadı; kendimi korumama gerek kalmayan bir yer açtı.

Hayatımı değiştirmedi. Ama yerini sabitleyen bir ağırlık gibi geldi. Ve ben o ağırlıkla yükseldim.

- Erol Sebebci: Sözüm daha az, ama daha yerinde. Bazı değişimleri anlatmam. Çünkü bazı şeyler olur. Ve ondan sonra insanın sesi değişir. Baktığı yer değişir. Ve artık eski cümlelere geri dönemez.

Aynı yerdeyim. Ama artık o yer, sadece var olduğum değil; neye varmadığımı da bildiğim yer.

Birbirinizi anlatmanızı istesem, hangi cümleleri kullanırsınız?

- Atiye: Erol’u tarif etmek kolay değil. Çünkü o kendini anlatmaz. Ama yanındaysan, ne demek olduğunu anlarsın. Benim için Erol; konuşmadan yön veren, bakmadan gören, sormadan anlayandır.

- Erol Sebebci: Ben onu çözmeye çalışmadım. Dinledim. Ve iyi ki dinlemişim.

LADY GAGA’YA DAVA AÇMAK HİÇ GÜNDEMİMİZDE OLMADI

Sizin Lady Gaga’nın şarkınızı çaldığı yönünde bir açıklamanız vardı. Dava açacağınız haberleri gündeme gelmişti. Nedir son durum?

- Ben hiçbir zaman “şarkım çalındı” demedim. Sadece benzerlikler olduğunu söyledim. Bu sektörde benzer melodiler olabilir, bu çok normal. İlham alınmış olabilir ama bu çalıntı demek değildir. Dava konusu da hiç gündemimizde olmadı. Teknik tarafıyla Amerika’daki ekibimiz ilgileniyor.

Başlarında David Anthony ve Laila Anani var. Bu tür şeyler zaten telif üzerinden yürür, bir sorun varsa profesyonelce çözülür. Biz defalarca bunu bu şekilde açıkladık aslında. Ama konu tekrar gündeme gelince, bir kez daha net söylemiş olayım: Biz bu konulara takılmadan kendi yolumuzu sevgiyle, üretimle sürdürüyoruz.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!