Güncelleme Tarihi:
ARD başkent stüdyosunun haberine göre, bu planın tek başına Almanya tarafından uygulanmasının mümkün olmadığı yönünde taslak rapor hazırlandı. Taslak raporda, konunun karmaşıklığı nedeniyle böyle bir sistemin ‘ancak AB düzeyinde işleyebileceği’ belirtiliyor. Ayrıca, üçüncü ülke modelinin ‘kitlesel bir çözüm olarak uygun olmadığı’, yalnızca göç yönetiminde birçok araçtan biri olabileceği vurgulanıyor. Farklı üçüncü ülke modellerinin ciddi hukuki riskler taşıdığı, kontrol etkisinin belirsiz olduğu ve pratikte önemli engellerle karşılaşılabileceği ifade ediliyor. Raporda, Avrupa hukukuna uygun şekilde, belirli grupların güvenli üçüncü ülkelere yönlendirilebileceği öne sürülüyor. Buna göre, kimlik belgesi olmayanlar, mültecilerin siyasi araç olarak kullanıldığı durumlar ve kısa sürede aşırı göç baskısı oluşturan özel durumlar da güvenli üçüncü ülkelere gönderilebilecek.
BU KURALIN KALDIRILMASI TARTIŞILIYOR
Ancak AB hukuku, mültecilerin yalnızca ‘bağlantılı oldukları’ bir ülkeye geri gönderilebileceğini şart koşuyor. Taslakta, bu kuralın ‘uluslararası hukukta zorunlu olmadığı’, ancak siyasi manevra alanını kısıtladığı belirtiliyor. AB’de şu anda bu kuralın kaldırılması tartışılıyor. Ancak raporda en büyük pratik sorun ise şu şekilde belirtildi: İş birliğine açık üçüncü ülke sayısı az. Raporda, ilgili bölgelerde çok az sayıda ülkenin böyle bir model için uygun olduğu ancak hiçbirinin şimdiye kadar müzakerelere açık olmadığı kaydediliyor.