Güncelleme Tarihi:
Birçoğumuz için bağırsaklar adeta bir kara kutu. Bir ucundan besinler giriyor, bir ucundan atık maddeler çıkıyor. Ancak arada olup bitenleri çok nadir tartışıyor ve anlamaya çalışıyoruz.
Miami Üniversitesi Miller Tıp Okulu'nda gastroenterolog olarak görev yapan Dr. Morgan Sendzischew Shane, "Bağırsak sağlığı konusunda yeterince konuşmuyoruz. Sindirimden, gazdan ya da tuvalete çıkma alışkanlıklarından bahsetmek kabul edilebilir bir davranış olarak görülmüyor" dedi.
İnsanların bağırsaklarıyla ilgili belli sorunları doktorlarıyla bile konuşmaktan çekindiğini söyleyen Shane, bu nedenle bağırsak sağlığıyla ilgili şehir efsanelerinin ve yanlış bilgilerin yayılmaya devam ettiğini belirtti.
The New York Times, ABD'nin önde gelen gastroenteroloji ve mikrobiyom uzmanlarına bağırsaklarla ilgili "Artık yeter" dedikleri şehir efsanelerini sordu. İşte verdikleri yanıtlar...
EFSANE 1: HER GÜN TUVALETE ÇIKMANIZ GEREKİR
California Üniversitesi bünyesinde bulunan David Geffen Tıp Okulu'nda gastroenterolog olarak görev yapan Dr. Folasade P. May, "İnsanlar çoğu zaman her gün tuvalete çıkamadıklarında bir sorun olduğunu düşünüp endişeleniyorlar" dedi.
Ancak günde üçten haftada üçe kadar değişen sıklıkta tuvalete çıkmanın normal sayıldığını vurgulayan May, "Asıl önemli olan, bağırsak hareketlerinizin tutarlılığı, dışkınızın kıvamı ve görünümü ile tuvaletinizi yaparken acı ya da zorluk hissetmiyor olmanız" dedi.
Her tuvalete çıktığınızda zorlanıyorsanız, ağrı ya da acı çekiyorsanız, tuvalette 10 dakikadan fazla zaman geçirme ihtiyacı duyuyor ya da bağırsaklarınızı tamamen boşaltamadığınızı düşünüyorsanız bir doktora başvurmanızda fayda var. Özellikle dışkınızda kan varsa, bağırsak hareketlerinizin sıklığında ya da görüntüsünde ani değişimler yaşanıyorsa ve açıklayamadığınız kilo kaybınız varsa ihmal etmemeniz gerektiğini vurgulayan May, "Bunlar iltihaplı bağırsak hastalığı, çölyak hastalığı veya kolorektal kanserin belirtisi olabilir" dedi.
EFSANE 2: ELİMİNASYON DİYETLERİ BAĞIRSAK SEMPTOMLARINI İYİLEŞTİRMEYE YARDIMCI OLABİLİR
New York Gastroenteroloji Birliği diyetisyenlerinden Tamara Duker Freuman, "Şişkinlik ya da kabızlık gibi sorunları olan hastalarım çoğu zaman belli besin kombinasyonlarını (tahıllar, baklagiller, süt ürünleri, yumurta, soya gibi) kesmenin inflamasyonu azaltabileceğine ve bağırsaklarını iyileştirebileceğine inanıyorlar" dedi.
Bununla birlikte bu besinlerin hiçbirinin inflamatuar etkisi olmadığını söyleyen Freuman, "Aksine eliminasyon diyetleri bağırsak sağlığınızı bozabilir. Tam tahıllar, meyveler, sebzeler, baklagiller gibi bitkisel ürün çeşitliliği olan bir diyet, bağırsak sağlığını en iyi şekilde destekleyen beslenme modelidir. Dahası sınırlayıcı diyetler besin yetersizliklerine ve yeme bozukluklarına da neden olabilir" diye konuştu.
Sürekli bağırsak sorunları çekiyorsanız bir uzman sebebi bulmanıza yardımcı olabilir. Örneğin gerçekten çölyak gibi bir hastalığınız varsa gluten içeren besinlerden kaçınmanız gerekebilir. Ancak bu tüm tahılları beslenmenizden çıkaracağınız anlamına gelmez.
EFSANE 3: GIDA HASSASİYETLERİ BASİT BİR TESTLE TEŞHİS EDİLEBİLİR
Birkaç damla kan ya da birkaç tel saçla, şişkinlik, karın ağrısı, sindirim güçlüğü gibi sorunlara yol açan gıda hassasiyetlerini saptayabildiğini iddia eden testler var. Hatta bu testlerin bazıları internette satılıyor ve evde yapılabiliyor.
UCLA Sağlık Merkezi'nden bağırsak sağlığı üzerine çalışan diyetisyen Kate Mintz, basit bir test yaptırıp net cevaplara kavuşma fikrinin çok çekici olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:
"Ancak evde ya da alternatif tıp kliniklerinde yapılan gıda hassasiyeti testleri çok sıkı değerlendirilmiyor. Bu testlerin sonucunda çoğu zaman insanlara uzun bir kaçınmaları gereken besinler listesi veriliyor ki o kişiler bazen bu listedeki besinlerin bir kısmıyla hiçbir şekilde sorun yaşamamış oluyor. Bu durum kafa karıştırıp gereksiz yere kısıtlayıcı diyetler uygulamalarına yol açabiliyor."
Bunun yerine bir diyetisyenle görüşerek varsa semptomlara yol açan besinlerin tespit edilmesini tavsiye eden Mintz, "Bu yaklaşım zaman alabilir ama daha iyi sonuçlar vermesi daha olasıdır" dedi.
EFSANE 4: STRES ÜLSERE NEDEN OLABİLİR
Doktorlar eskiden midenin iç yüzeyinde ya da ince bağırsağın ilk kısmında meydana gelen açık yaraların yani peptik ülserlerin stres ya da aşırı baharatlı yiyecekler gibi etkenlerden kaynaklandığını düşünüyordu.
Bu bakış açısı 1980'lerde bilim insanlarının Helicobacter pylori bakterisini keşfiyle tersine dördü. Michigan Üniversitesi Hastanesinde gastroenteroloji bölüm başkanı olarak görev yapan Dr. William D. Chey, "Midenin iç yüzünü kaplayan zarda delik açan bu bakteri, birçok peptik ülserin nedenidir" dedi. Steroid içermeyen antiinflamatuar ilaçların çok sık kullanılmasının da ülsere yol açabildiğini belirten Chey, söz konusu bakterinin antibiyotiklerle tedavi edilmemesi veya ülsere yol açan ilaçların kullanımına sınırlama getirilmemesi halinde, ülserlerin tekrarlayabileceğini vurguladı.
Tekrarlayan ülserler, mide kanaması, tıkanma veya midede ya da ince bağırsakta delinme riskini artırabiliyor. Tedavi edilmemiş H. pylori enfeksiyonları mide kanseri riskini de yükseltebiliyor.
EFSANE 5: DETOKS PROGRAMLARI BAĞIRSAĞINIZI İYİLEŞTİREBİLİR
Portakal, ananas, limon, salatalık, zencefil, zerdeçal gibi ürünlerle hazırlanan içecekleri düzenli olarak tüketmenin sindirimi kolaylaştıracağı, şişkinliği azaltıp bağırsak sağlığına faydalı olacağı fikri son dönemde çok popüler.
"Bu karışımları yapmaktan hoşlanıyorsanız (veya satın alıyorsanız) makul miktarda içmenizde sakınca yoktur. Ancak bazı meyve suyu içeceklerinin şeker miktarı çok yüksek olabilir" diyen Dr. Shane "Üstelik hiçbir şeyi de temizlemeye yardımcı olmuyorlar" ifadelerini kullandı.
Aksine meyve ve sebzelerin suyunu çıkarmak, faydalı bağırsak mikroplarını besleyip bağırsak hareketlerini düzenleyen liften mahrum kalmaya neden oluyor. Bu nedenle Dr. Shane, meyve ve sebzeleri blender'a atıp smoothie haline getirerek ya da salata olarak tüketerek lifleri de almayı tavsiye etti.
Söz konusu efsaneyi daha da ileri seviyeye taşıyıp birkaç gün boyunca sadece bitki suyu içenler de var. "Bu ne faydalı ne de sürdürülebilir bir alışkanlık" diyen Dr. Shane, "Vücudunuzun temiz ve sağlıklı olmak için besinden mahrum kalması gerektiği fikrinin reklamını yapmak çok tehlikeli" diye konuştu.
EFSANE 6: KOLOREKTAL KANSER DAHA ÇOK YAŞLILARI ETKİLER
Dr. May, tıp fakültesinde okuduğu 2000'li yılların başlarında kendilerine kolorektal kanserin ileri yaştaki yetişkinlere ait bir hastalık olduğunun öğretildiğini belirtti. Ne var ki günümüzde gençler arasında kolorektal kanser oranları tırmanışa geçmiş durumda. Hatta kolorektal kanser, kanser kaynaklı ölümlerde 50 yaş altındaki erkeklerde ilk, aynı yaş grubundaki kadınlarda ise ikinci sırada.
May, günümüzde tıp fakültesi öğrencilerine, "Yetişkinlerde tuvalete çıkma alışkanlıklarında değişim, açıklanamayan kilo kaybı ya da dışkıda kan gördüğünüzde, kolorektal kanser ihtimalini de düşünmelisiniz" dediğini belirtti ve "Kolorektal kanser, erken evrelerde çoğu zaman belirti vermez. Bu nedenle 45 yaşından itibaren herkes, belli risk faktörü olan kişiler ise daha erken yaştan itibaren kanser taraması yaptırmalıdır" diye konuştu.
EFSANE 7: KURUYEMİŞ VE PATLAMIŞ MISIR YEMEK DİVERTİKÜLİT NEDENİ OLABİLİR
Kolonun iç duvarındaki küçük keselerin iltihaplanmasına divertikülit adı veriliyor. Divertikülit, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, kabızlık, kramp ve ateş gibi belirtilere yol açabiliyor.
Pennsylvania Üniversitesi'nde gastroenterolog olarak görev yapan Dr. Nitin K. Ahuja, "Eskiden doktorlar 'Divertikülite eğiliminiz varsa, kuruyemiş, tohum, patlamış mısır gibi şeyleri yemekten kaçının' derdi. Çünkü bu taneciklerin kolon duvarına takılıp inflamasyona yol açabileceği düşünülürdü. Ancak bunun doğru olmadığı anlaşıldı" dedi.
Aksine bazı araştırmalar, kuruyemiş ve patlamış mısır tüketen kişilerde divertikülit gelişme ihtimalinin, tüketmeyenlere kıyasla daha düşük olduğunu gösteriyor. Çünkü bu besinler lif içeriyor, lif tüketimi de divertikülit riskinin azalmasıyla ilişkilendiriliyor.
EFSANE 8: BAKLAGİLLER VE LEKTİN İÇEREN DİĞER BESİNLER BAĞIRSAKTA SIZINTIYA NEDEN OLABİLİR
Sosyal medyada bazı kullanıcılar, baklagiller, tahıllar ve bazı sebzeler gibi lektin içeren besinlerin inflamasyona ve bağırsak zarında sızıntıya yol açtığını bunun sonucunda bağırsaklardaki mikropların ve diğer toksik maddelerin vücudun diğer bölgelerine yayılabildiğini öne sürüyor.
Aslına bakılırsa bütün bitkiler lektin içeriyor ve baklagillerde lektin oranı gerçekten yüksek. Bu nedenle besinleri çiğ ya da az pişmiş halde tüketmek, mide ve bağırsaklarda rahatsızlığa yol açabiliyor.
Ancak Stanford Üniversitesi'nde mikrobiyoloji ve immünoloji dersleri veren Dr. Justin Sonnenburg, "Ancak lektinlerin çoğu pişirme aşamasında kaybolur. Bu nedenle pişmiş baklagillerde, tahıllarda ya da diğer yiyeceklerde bulunan lektin seviyeleri sizi endişelendirmesin" dedi. Öte yandan çiğ tüketilen domates, biber gibi sebzelerde bulunan lektin seviyesi ise kuru baklagillere kıyasla çok daha düşük ve sindirim sisteminde sorunlara yol açtığına dair bir veri bulunmuyor.
Sonnenburg, "Bu efsane yüzünden lektin içeren bitkisel gıdaları hayatınızdan çıkarmak bağırsağınıza fayda sağlamaz, aksine zarar bile verebilir. Bitkisel besinleri tüketmekten kaçınmak, faydalı bağırsak mikroplarınızı yeterli miktarda liften mahrum bırakabilir. Böyle bir durum yaşandığında mikroplar bağırsağın iç yüzeyindeki koruyucu mukusu yemeye başlayabilirler. Asıl sızıntılı bağırsağa ve inflamasyona yol açan şey budur" dedi.
EFSANE 9: HUZURSUZ BAĞIRSAK SENDROMU 'TAMAMEN PSİKOLOJİKTİR'
Huzursuz bağırsak sendromunun karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık gibi semptomları gerçek ve kişinin elden ayaktan düşmesine neden olabiliyor. Ancak yıllardır huzursuz bağırsak sendromuna hep bir şüpheyle bakılıyor. Zira bu hastalığı kesin olarak teşhis edecek bir test bulunmadığı gibi bilim insanları sebebini de tam olarak anlamıyor. Dahası kaygı ve depresyon gibi mental sorunlar da hastalığın ağırlaşmasına neden oluyor.
ABD'nin North Carolina eyaletinin Charlotte şehrinde bulunan Atrium Hastanesi'nden gastroenterolog Dr. Baha Moshiree, "Günümüzde bile bazı sağlık çalışanları huzursuz bağırsak sendromunu ciddiye almıyor. Bu da birçok hastanın kendilerine 'deli' muamelesi yapıldığını düşünmesine neden oluyor" dedi.
"Huzursuz bağırsak sendromunun bağırsak-beyin etkileşiminden doğmuş bir hastalık" diyen Moshiree, bağırsaklardaki bazı sinirlerin çok hassas olmasının, normal sindirim fonksiyonlarının bile acı vermesine yol açabildiğini belirtti.
Moshiree, "Mental sağlığın huzursuz bağırsak sendromunda rol oynuyor olması, hastalığın gerçekliğinden ya da tedavi etmeye değer oluşundan bir şey eksiltmiyor" dedi.
EFSANE 10: HERKES BAĞIRSAK SAĞLIĞI İÇİN PROBİYOTİK ALMALIDIR
ABD'nin Florida eyaletinin Jacksonville şehrinde bulunan Mayo Clinic'te gastroenterolog ve tıp profesörü olarak çalışan Dr. Brian Lucy, "Bazı kişiler probiyotik takviyesi almanın faydasını görebilir ancak çoğu kişinin bu takviyelere ihtiyaç duyduğuna dair sağlam kanıtlar çok az" dedi.
"Bağırsaklarınızda binlerce mikrop türü yaşıyor" ifadelerini kullanan Lucy, içinde bir ya da birkaç canlı mikrop türü olan küçük bir kapsülün bağırsak sağlığını iyileştireceğinin şüpheli olduğunu vurguladı.
Dahası probiyotikler bazı kişilerin semptomlarının kötüleşmesine de yol açabiliyor. Atrium Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji kliniğinde diyetisyen olarak görev yapan Kayla Hopkins, "Örneğin kabızlığı olan kişilerde, probiyotik alımı sonrası gaz, şişkinlik, mide bulantısı gibi şikayetlerde artış olabilir" dedi.
Bunun yerine yoğurt, kefir, kimchi, sauerkraut gibi fermente gıdaları ve çeşitli bitkisel besinleri tüketmeyi tavsiye eden Hopkins, "Optimal bir bağırsağın başlangıç noktası haplar ve karışımlar değildir. Optimal bir bağırsak dengeli beslenmeyle ve çeşitlilikle başlar" diye konuştu.